Türkiye ve Dünya'daki gündem, ekonomi, son dakika, spor ve yaşam dünyasındaki önemli gelişmelerden anında haberdar olmak ister misiniz?
SON DAKİKA

"Erkeklerin Köpek Kadar Değeri Yok!"

Kadın yazardan çarpıcı ifadeler...
"Erkeklerin Köpek Kadar Değeri Yok!"
Tarih: 14 Nisan 2018 Cumartesi 15:12
Yazı Boyutu:
Metni küçült
Metni büyüt
- Başörtülü kadın yazar Sema Maraşlı, uygulanmakta olan 6284 numaralı kanun ile yeni hazırlanan cinsel istismar kanununu ağır bir şekilde eleştirdi. Erkeklerin artık hayvanlar kadar bile hakları kalmadığını belirten Maraşlı, şunları yazdı:

Evde bir köpeğiniz var, onu sokağa bırakmak suç artık, yeni gelecek kanunlarımızda cezası var.

Fakat kocanızı evden attırmak suç değil, kadınların hakkı! Bunun için de bir şikayet telefonu açmaları yeterli.

Hayvan hakları ile ilgili kanunumuz zaten vardı yeni kanunlarla da cezalar artırılacak. Artırılsın hiçbir itirazım olmaz, kimsenin hayvanlara eziyet etmeye hakkı yok. Benim itirazım başka bir şeye. Hayvan haklarına göre ” hayvanların bakımlarını ihmal etmek, fiziksel ve psikolojik acı çektirmek, hayvanları, gücünü aştığı açıkça görülen fiillere zorlamak…” suç.

Hayvanlara yapılması yasak olan bu davranışları kadınlar kocalarına yapabilirler kanunen suç değil: Kocalarına psikolojik acı çektirebilirler,  yemek yapmayabilirler, kocaları ile cinsel birlikteliğe girmeyebilirler, kocalarının gücünü aşan isteklerde bulunabilirler…

Köpeğini sokağa atamazsın fakat kocanı 6 ay sokağa atabilirsin, hem de kanun garantisiyle.

Hem de “fiziksel şiddet” olmasına da gerek yok. Kadının canı sıkıldıysa yeterli. Hatta erkeğin kadını üzme ihtimali bile varsa kocayı evinden sokağa atabiliyor.

Kadınların ellerinde 6284 gibi kocaya karşı “sopa” olarak kullanabilecekleri bir kanun var.

Bilmeyenler için kanunla ilgili kısa bir bilgi vereyim: 6284 nolu kanun maddesi İstanbul Sözleşmesine dayanılarak yapıldı.

Türkiye’nin 2011 de imzaladığı “İstanbul Sözleşmesi” her zaman her zeminde dostluklarını gösteren (!) sevgili Avrupalı dostlarımızın bize attığı en büyük kazıklardan biridir.

Sözleşmeyi imzalayan ilk ülke biz olduğumuz ve İstanbul’ da imzalandığı için bu “utanç sözleşmesi” maalesef ki güzel İstanbul’umuzun adıyla anılıyor.

“Kadına yönelik şiddet konusunda bölgesel olarak hazırlanmış ilk Avrupa Konseyi Sözleşmesi” diye geçiyor. İstanbul Sözleşmesine “Kadını tanrıça ilan eden sözleşme” de diyebiliriz.

İmzalayan diğer ülkeler çekince koyarak imzaladıkları halde Türkiye hiçbir çekince koymadan imzaladı. Batılı dostlara (!) bu ne güvense artık!

İstanbul Sözleşmesi, bu yıl mart ayında Hırvatistan’da görüşülmeye başlamadan muhafazakarlar “Aile değerlerini zayıflatıyor” diye sözleşmeye tepki gösterdi.

Hırvatistanlı muhafazakarlar parlamentoda yapılması planlanan oylama öncesi, sözleşmenin kadınları koruma kisvesi altında “cinsiyet ideolojisi”ni teşvik ettiğini ve geleneksel aile değerlerini zayıflattığını iddia ettiler.

Hristiyanların aile değerleri bizimkinden daha kıymetliymiş demek mi lazım yoksa onların muhafazakar partileri bizimkinden daha mı muhafazakar ya da daha mı öngörülü ya da daha mı birilerine yaranma çabasında değil… Bunlar sorgulanmalı.

Hırvatistanlı muhafazakarlar konuyu çok iyi özetlemişler. “Kadını koruma kisvesi altında ‘cinsiyet ideololojisi’ yapılıyor.” demişler. Bu ‘cinsiyet ideolojisi’ kavramı önemli, başka zaman üzeriden durmak lazım.
Hırvatistanlı muhafazakarların itirazları sadece İstanbul sözleşmesine, yoksa 6284 gibi bir kanunu zaten ne onların ne de başka hiçbir ülkenin çıkaracağını zannetmiyorum. İstanbul Sözleşmesi 6284 ü mecbur kılmıyor sadece kadınlara yönelik düzenleme istiyor. Fakat biz işgüzarlık yapıp onların aklına gelmeyen kanunları yaptık.

* * * * *

Ak Parti hükümetinin hazırlayıp meclise sunduğu “Cinsel İstismar Yasa Tasarısı” memlekette büyük bir kaos çıkaracak ve Ak partinin de kendi sonunu getirecek gibi duruyor.

Basına sanki tecavüzcülere ağır cezalar getiriliyormuş gibi sunulan tasarı aslında bakan Recep Akdağ’ın iki gün önce açıkladığı gibi aslında “erken evlenenlere savaş açma” kanunu bu.

Recep Akdağ söyle diyor:

“18 yaş altını her halükarda önemli bir yaş kabul ediyor ve ağır cezalar veriyoruz. 12-15 yaş arasındaki cezaları ağırlaştırmamızın sebeplerinden birisi de çocuk yaştaki evlilikleri engellemek. Hakimlere somut vakaya göre hareket edecekleri bir kanun metni vermek lazım.” demiş.

Yani  gerçek tecavüzcülerle pek bir dertleri yok, görüldüğü gibi, bütün dertleri 18 yaş altı evliliklerle. Erken evlenenler bir ümit geçmişe yönelik af beklerken hükümet erken evlenenlere savaş açan tasarı ile geldi, aftan hiç bahsedilmiyor.

Şu anda Bakanlar Kurulundan geçen, mecliste milletvekillerinin oyuna sunulan taslakta tehlikeli maddeler:

Erken evlenmek anayasal bir suç sayılıyor: Çocuğa cinsel istismar suçunu (erken evlilikler de ) içinde 657 devlet memurları kanununa da eklemişler ve  “Anayasal düzene ve bu düzene karşı işlenmiş suçlar kapsamına almışlar.” Yani bir kişi 18 yaş altı evlendiyse anayasal düzene karşı gelmiş sayılacak ve en ağır şekilde cezalandırılacak. Ayrıca hangi yaşta olursa olsun bir erkek bir kızın “beni taciz etti” (tecavüz olması da gerekmiyor( iftirasına uğrarsa o da bu kapsama giriyor. Erkeğin kendini aklaması da zor zira kızın beyanı esas olacak, delil aranmayacak.

Erken evlenenlere ve cinsel istismar iftirasına maruz kalanlara devlet kapıları kapanıyor: Tasarıda birinci maddeye göre 657 nolu Devlet kanunlarında düzenleme yapılarak 18 yaş altı ile ister rıza olsun ister olmasın hüküm giyenler devlet memuru olamayacak eğer devlet memuru işten atılacak ve cezaevinden çıktıktan sonra da devlet memuriyeti görevine dönemeyecek. Devlet erken evlenenlere  kapıları kapatıyor.

Esnaflık kapıları da kapanıyor: Erken evlilikten hüküm giyenler çıktıklarında çocukların gelip gittikleri iş yerlerinde çalışamayacaklar ya da böyle bir iş yeri açamayacaklar. Hangi iş yerleri bu kapsama girecek henüz belirlenmemiş bunu Aile Bakanlığı belirleyecekmiş.

Bu kanunlar gerçekten tecavüzcüleri kapsasa tamamen yerinde zaten onlar hapisten de çıkmasın mümkünse fakat  bakanlığın açıklaması ile 10 yıl içinde beş yüzbine yakın erken evlenen olduğunu düşünürsek bu genç evlilere büyük bir zulüm olur.

Zaten bir hükümetin evliliği ve tecavüzü bir tutup aynı kanunlarla cezalandırması ona ayıp olarak yeter.

Cezalar ağırlaştırılıyor: Şu anda ki mevcut kanunda 12-15 yaş arası rıza ile ya da zorla birliktelik hepsi aynı görülüyor ve tecavüz sayılıyor. 12-15 yaş arası kızın birlikte olduğu erkeğe  8-15 yıl arası ceza veriliyordu. Bu kanun teklifine göre 12 yaştan itibaren mesela 15 yaşını doldurup 16 ya girmemiş bir kız dini nikahla gönüllü olarak evlilik yaptığında kocası 20 yıldan 40 yıla kadar hapis cezası alacak. 20 yılın altı ceza olmayacak.

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Henüz yorum eklenmemiştir.
Blok Haber ©2009 - Tüm Hakları Saklıdır, Kaynak Gösterilmeden İçerik kopyalanamaz.
Oluşturma süresi(ms): -1