Türkiye ve Dünya'daki gündem, ekonomi, son dakika, spor ve yaşam dünyasındaki önemli gelişmelerden anında haberdar olmak ister misiniz?
SON DAKİKA

İYİ Parti'de bir istifa daha

İYİ Parti'de istifalar sürüyor
İYİ Parti'de bir istifa daha
Tarih: 7 Ağustos 2018 Salı 19:39
Yazı Boyutu:
Metni küçült
Metni büyüt
-

İYİ Parti kurucu ve GİK üyesi, 15 Temmuz gazisi emekli emniyet müdürü Mehmet Fatih Eryılmaz, partinin Afyonkarahisar’daki kampında çıkan olaylardan sonra 22 Temmuz’da istifa ettiğini duyurmuştu.

Eryılmaz, istifasındaki resmi sürecin tamamlanmasının ardından yaptığı açıklamada istifasının gerekçesini paylaştı.

Fatih Eryılmaz’ın açıklamasında “Partinin çalıştayında, resmi bir toplantıda birisinin fikirlerini ifade etmesinden dolayı saldırıya uğraması ve siyasi hesap yapmaktan iri vücutlarında kemik kalmayanların bunu görmezden gelebilmesidir” satırları dikkat çekti.

Eryılmaz “Sosyal medya hesaplarında ağaçta kalan kedinin geç kurtarılmasını dahi kınayanların, dünyanın diğer ucunda meydana gelen bir hadise hakkında duyar kasanların bu paylaşımlardan hiçbirisini içselleştirmekleri, Google’den buldukları birkaç sözü salladıkları bu tavırsızlıkları ile anlaşılmıştır. Bu parti yetkilileri bulundukları bir salonda beraber mesai yaptıkları bir Kurucu Üye ve Gençlik Kolları Eski Başkanı’nı hedef alan bu menfur hadiseyi bırakın kınamayı, olayı ve yönünü saptırmak gayretine düşmüşlerdir” dedi.

Vaziyet'in haberine göre, Fatih Eryılmaz, açıklamasında ayrıca “Genel Başkan çevresinde ve katında bulunan, resmî bir sıfatı olmayan, adını, sanını bilmediğimiz ancak ortaya koydukları verilerden bizim dilimize yabancı olan ve dünya tasavvurumuzu paylaşmadıkları anlaşılan kişilerin söylemleri, erken seçim kararı alınmasından itibaren partiye hakim olmuş partiyi kendi doğal ve milli çizgisinden çıkarmış, üzerinde yükseldiği tabanına yabancılaştırmıştır” ifadelerini kullandı.

PARTİYE KATILIŞINI ANLATTI

Fatih Eryılmaz açıklamasında şunları kaydetti:

“Aziz Türk Milleti

Tüm hayatımı önce Allah’a sonra sana hesap verebilme ilkesi üzerine kurdum. Ne kadar yapabildim bilmiyorum. Ancak gayretim hep bu yönde oldu. ‘Rabbimiz beni girdireceğin yere doğruluk girdirişi ile girdir, çıkaracağın yerden doğruluk çıkarışı ile çıkar. Bana katından yardım eden bir delil ver.’ (İsra 80) ayetini aklımdan ve kalbimden hiç çıkarmadım.

İYİ Parti kuruluş sürecinde, Partinin öncülerinden kurucu olmam için yapılan davet üzerine, samimiyetine, aklına ve fikrine güvendiğim, hayatını Türk milletine adamış, bunun bedelini ödemiş milliyetçi fikir adamı ağabeylerimle yaptığım istişarelerin olumlu olarak tezahür etmesi sonucu yapılan daveti kabul ettim.

Bu istişarelerin olumlu olarak sonuçlanmasında en büyük etken, parti içi demokrasi eksikliğinden şikayetçi olarak yola çıktıklarını söyleyen bir kadronun, yaşadıklarından ders aldığı ve bu dersle sivil, şeffaf, milli ve demokratik bir parti ve Türkiye inşası için çalışacaklarını ilk prensip olarak söylemlerinin başına koymalarıydı.

Siyasi çalışmalarım müddetince, uğruna hayatımı hasrettiğim Türk milliyetçiliği fikriyatı ve bu kimliğim kırmızı çizgim oldu. Kendimi olduğumdan farklı göstermek gibi lüzumsuz ve bayağı bir gayret içinde olmadım. Kestirme yollarla, ahbap çavuş ilişkileri ile netice almak yerine, zor ve yorucu da olsa doğru olanı tercih ettim. Ettim diyorum, ama siz onu etmeye çalıştım diye anlayın. İnsan bazen kendine objektif nazarla bakamayabilir. Nihai takdir yaşadıklarıma şehadet edenlerindir.”

“DÜŞÜNÜLMESİ GEREKEN KENDİ ŞAHSİ İKBALLERİ DEĞİL, MİLLETİN İKBALİ OLMALIYDI”

Partiye katıldıktan sonra yaptığı çalışmalar hakkında bilgi veren Eryılmaz şunları kaydetti:

“Parti’de kurucular kurulu ve GİK Üyesi olarak görev almamla beraber, bir siyasi partide farklı bilgi, fikir ve mizaçlarda kişilerin bulunduğunu, sadece benim ileri sürdüğüm fikirlerin vücut bulamayacağını, önemli olanın tartışarak ortak akla ulaşmak gerektiğini, yeni kurulan bir partinin kurumsallaşmasının zaman alacağını aklımdan çıkarmadan hareket ettim. Yapılan tüm GİK toplantılarda mutlaka söz aldım. Acil gördüğüm konularda Genel Başkan veya ilgili genel başkan yardımcılarından randevu alarak devlet terbiyesi içinde konuyu muhatabına ilettim. Siyaset esnaflarının ‘daha gençsin, siyasette konuşan ve itiraz eden kişi sevilmez, siyasi ikbalini düşün’ telkinlerine hiç prim vermeden Türk devletinin ve milletinin menfaatleri neyi gerektiriyorsa onu savundum. Bildiğim konularda teşkilat disiplini ile nezaket içinde ısrarcı oldum, bilmediğim konularda bilmediğimi ifade ettim. Hassasiyetlerim ve bu hassasiyetlerden kaynaklanan itirazlarım GİK’te görev alan herkes tarafından bilindiği gibi, Whatsapp üzerinden genel başkan ve diğer parti yetkilileri ile yaptığım yazışmalarda da mevcuttur.

Devlet hizmetinde nasıl devletten başkasının memuru değilim ilkesiyle FETÖ ile mücadele etmişsem parti içinde de hiçbir kliğin adamı olmadım. Kurumsal kimlik için çalıştım.

Yaptığım tüm itiraz ve eleştiriler parti yetkilileri tarafından ‘doğru söylüyorsun, altına imza atarız ancak şimdi zamanı değil’ bahaneleri ile oyalandı. O beklenen zamanın gelmesi için Partinin ana siyasetinin, strateji ve söylemlerinin Partinin yetkili kurullarında belirlenmesi için çalışmak gerekirken, parti yetkili kurullarında bulunanların ekserisi kendi yetki ve sorumluluk alanlarında gerekli kararlılığı göstermemiştir. Kendi yetki ve sorumluluk alanlarında bir fikir beyan etmeyi dahi genel başkanla ayrı düşmek ihtimali olarak değerlendirenler bunu siyasi ikballeri için bir tehlike olarak görmüşlerdir. Bu tavırsızlık parti içinde iyi niyetlileri yetkisiz ve yalnız bir hale getirirken kifayetsiz muhterisleri şahsi ikballeri için kazan kazan işbirliğiyle örgütlü bir hale getirmiştir. Halbuki burada düşünülmesi gereken kendi şahsi ikballeri değil, milletin ikbali olmalıydı.”

“KENDİLERİ SÜTRE GERİSİNDE OLAN ANCAK FİKİRLERİ PARTİYE HAKİM OLAN BU MUHAYYEL GRUP”

Fatih Eryılmaz, açıklamasının devamında sert ifadeler kullandı. Eryılmaz açıklamasını şöyle sürdürdü:

“Genel başkan çevresinde ve katında bulunan, resmî bir sıfatı olmayan, adını, sanını bilmediğimiz ancak ortaya koydukları verilerden bizim dilimize yabancı olan ve dünya tasavvurumuzu paylaşmadıkları anlaşılan kişilerin söylemleri, erken seçim kararı alınmasından itibaren partiye hakim olmuş partiyi kendi doğal ve milli çizgisinden çıkarmış, üzerinde yükseldiği tabanına yabancılaştırmıştır. Kendileri sütre gerisinde olan ancak fikirleri partiye hakim olan bu muhayyel grup parti yetkili organlarını ve teşkilatlarını sadece bir fon olarak görmüşlerdir. Ne acıdır ki sorumluluk mevkiinde bulunanlar buna ses çıkarmadıkları gibi bu gurupla yakınlaşmayı siyasi ikballerini garantiye almanın garantisi olarak görmüşlerdir.

MHP’den ayrılarak milliyetçi, sivil, şeffaf ve demokratik bir parti kuracağını ve bu temeller üzerine bir Türkiye inşaa etmek iddiasını izhar etmiş ve bizi bu ön şartla davet etmiş parti, daha ilk dönemeçte birilerinden bir şey saklarmışçasına utangaç bir tavırla milliyetçi söylemlerden uzak durmaya başladı. Seçim sürecinde Selahattin Demirtaş, Ahmet Şık isimleri üzerinden başlatılan bu söylem, seçim sonrasında genel başkanın HDP için ‘Kürt siyasi hareketinin temsilcisi’ ifadesinin kullanmasıyla başka bir mecraya geçti. Parti içinde bu ifadeye karşı itiraz ettiğimizde dil sürçmesi olduğu ifade edilmiş, bunun insani olduğunu, olabileceğini ancak en azından sosyal medya hesaplarından mütekabiliyet ilkesi gereği Genel Başkan tarafından bir düzeltme yayınlanması talebimiz maalesef gerçekleşmedi. Parti kimliğini taşıdığım o dönemde bu açıklamalara parti içinde itiraz ettiğim gibi kamuoyunda da konuyla ilgili fikirlerimi açıkladım. Kayseri radyo ve TV’lerinde konuyla ilgili sorulara verdiğim cevaplar arşivlerde durmaktadır.

Bütün bu çizgi değişikliğinin partiye verdiği zarar ortada iken hala milliyetçiliğin tartışma konusu yapılabilmesi, adına “merkez” dedikleri, ancak onu da tanımlayamadıkları renksiz, kokusuz bir fikirsizliğin parti çizgisi olarak benimsetilmeye çalışılmasına gücümün üzerinde bir gayretle karşı durmamla birlikte ötekileştirmeye tabi tutuldum. Mücadelemde Anadolu’nun her yerinden bana güvenerek Parti’ye destek olan ve hiçbir karşılık beklemeden çalışan insanlara karşı sorumluluğumu hiç unutmadım.”

“OTELDE İLK FARK ETTİĞİM BAZI KÖŞELERDE BEKLEYEN İRİ KIYIM GENÇLERDİ”

“Yukarıda saydığım konular ile ilgili samimi bir özeleştiri yapılacağı ümidiyle Afyon çalıştayına gittim” diyen Fatih Eryılmaz açıklamasını şu satırlarla sürdürdü:

“Gördüğüm manzara parti yönetiminin ufak kızılderili oyunlarıyla yapılabilecek eleştirileri yaptırmamak veya minimalize etmek gibi bir yaklaşımla, çalıştayı bir “gaz almak” ve dostlar alışverişte görsün olarak faaliyeti olarak değerlendirdikleri ve yapılan hatalardan ders çıkarmak gibi bir niyetlerinin olmadığını gösteriyordu. Otelde ilk fark ettiğim bazı köşelerde bekleyen iri kıyım gençlerdi. Bütün bu yanlışların üzerine bardağı taşıran hadise ise Genel Başkan, Genel Başkan yardımcıları, GİK üyeleri ve Partinin Kurucular kurulu üyelerinden müteşekkil yaklaşık 300 kişilik bir heyetin toplantı hâlinde olduğu esnada, salonda çalışmaları takip eden Gençlik Kolları Eski Genel Başkanı Osman Ertürk Özel’e saldırılıp burnunun kırılması ve önlerinde gerçekleşen bu olayın parti yetkilileri tarafından görmezlikten gelinmesi, olay ile ilgili sessizliğe bürünmeleri, olaya karşı gözlerini, kulaklarını, vicdanlarını kapamalarıdır. Bu olay sadece basit bir saldırı veya parti yetkililerinin olayı küçültmek için kullandıkları şahsi bir mevzuu değildir. Saldırı sonrasında Osman Ertürk Özel’i hastaneye götürüp tedavisi ile ilgilendim.

Sosyal medya hesaplarında ağaçta kalan kedinin geç kurtarılmasını dahi kınayanların, dünyanın diğer ucunda meydana gelen bir hadise hakkında duyar kasanların bu paylaşımlardan hiçbirisini içselleştirmekleri, Google’den buldukları birkaç sözü salladıkları bu tavırsızlıkları ile anlaşılmıştır. Bu parti yetkilileri bulundukları bir salonda beraber mesai yaptıkları bir Kurucu Üye ve Gençlik Kolları Eski Başkanı’nı hedef alan bu menfur hadiseyi bırakın kınamayı, olayı ve yönünü saptırmak gayretine düşmüşlerdir.

Osman Ertürk Özel’in şahsi dostluğundan kaynaklı iki parti yetkilisi hariç, Genel Başkan da dahil olmak üzere hiç kimse geçmiş olsun diye aramamış, saldırıyı kınamamıştır. Saldırının sebebi, Osman Ertürk Özel’in sabah oturumunda söz alarak yaptığı konuşmadır. Sosyal medyada da paylaşılan konuşmanın özeti, Parti’nin olağanüstü kongreye gitmesi, zaten Genel Başkan’ın karşısına bir aday çıkmayacağı, çıkmaması gerektiği ve Genel Başkan’ın güven tazelemesi gerektiği şeklindedir. Aynı talebi dile getiren Prof. Dr. Yusuf Halaçoğlu’nun üzerine yürünmüştür. Aklı selim sahibi birkaç genç Yusuf Halaçoğlu’nu salondan uzaklaştırarak meydana gelmesi muhtemel başka saldırıların önüne geçmişlerdir.”

“PARTİ YÖNETİMİ DE BU SALDIRIYA SESSİZ KALARAK ORTAK OLMUŞ…”

Fatih Eryılmaz, “İYİ Parti, kurucu unsurlarının büyük çoğunluğunun, MHP’nin kongreye gitmemesi, parti içi demokrasi olmaması iddiasıyla MHP’den ayrılarak ortaya çıkmış bir partidir. Parti içi demokrasi ile yeni bir parti ve Türkiye inşa edeceğini iddia edenlerin önünde Parti’nin kongreye gitmesi konusunda fikirlerini ifade eden bir kurucu saldırıya uğramış, parti yönetimi de bu saldırıya sessiz kalarak ortak olmuş, ortaya çıkarken iddia ettiği tüm demokrasi soslu sözlerinin altında kalmıştır” ifadelerini kullandı.

“ESAS SORUNUN İNSAN KALİTESİ OLDUĞU GERÇEĞİYLE BİR KEZ DAHA YÜZLEŞTİM”

Eryılmaz açıklamasını şöyle sürdürdü:

“Ayrıca, burada önemli olan konu saldırıya uğrayan kişinin kimliği ve konumu değildir. Partinin çalıştayında, resmi bir toplantıda birisinin fikirlerini ifade etmesinden dolayı saldırıya uğraması ve siyasi hesap yapmaktan iri vücutlarında kemik kalmayanların bunu görmezden gelebilmesidir. Bu manzaradan sonra o ortamda kimse fikrini özgürce ifade edemez. Olay incelediğinde saldırının daha önceden planlandığı açıktır. Yapılacak basit bir soruşturma ile olayın azmettiricilerine ulaşılabilir. Bazılarını adını siyaset yapmak olarak koydukları bir şahsiyetsizliğe düşerek olayı kabullensem ne kendime, ne inandıklarıma saygım kalmaz, bana güvenen insanların gözlerinin içine bakarak bir daha konuşamazdım.

Kısa süren siyasi hayatımda birçok şey öğrendim. Kamuoyunda büyük bilinen koca koca insanların bir değil en az birkaç düzine yüzleri olduğunu gördüm. Esas sorunun insan kalitesi olduğu gerçeğiyle bir kez daha yüzleştim. Parti yetkililerinin önüne gelince, arka koridorlardaki eleştirilerini yutan, konuşma ve itirazlarının tam tersini hamasi nutuklar ve gözyaşları ile yapabilen, bunu siyaset yapmak olarak tanımlayan ve yaptıkları ikiyüzlülüğü gülerek anlatabilen kişiler gördüm. Bu manzaralar karşısında küçük dilimi yuttuğum gibi dilimde tutulmaya başladı. Bu duruma daha fazla tahammül edemezdim.

Peki bütün bu yaşananlarda hiç hatam yok mu? Elbette var; dönüp geriye baktığımda en büyük hatamın siyaseti bir ülkü olarak değil, bir meslek, bir rant kapısı ve bireysel hedeflerine ulaşmak için araç görenlerle, safça devlet ve millet meselelerini konuşmak olduğunu görüyorum. Ben sonuçta profesyonel siyasetçi değilim.

Coğrafyamızın bu kadar ısındığı bir dönemde milletin önüne bir alternatif koymak, milli bir tercih inşa etmek için yola çıktığını iddia edenlerin önce kendi ortaya koydukları ilkelere sadık olmak zorundadırlar. Kem aletle kemalat olmaz. Ortaya koydukları ilkeleri ilk kendileri çiğneyenler, çiğnedikleri ilkelerle beraber, ülkenin her yerinde bu harekete umut bağlayan masum insanların umutlarınıda yok etmişlerdir.

Söylemlerin ve eylemlerin taban tabana zıt bir hale geldiği bu tabloda ahlâklı ve ilkeli siyaset yapmanın imkânsız olduğunu üzülerek gördüm ve İYİ Parti parti üyeliği, kurucular kurulu üyeliği ve genel idare kurulu üyeliklerinden, istifa ettim.”

“KISA SÜREN SİYASET MACERAMIN TEK KAZANCI VE TESELLİSİ BUDUR”

Fatih Eryılmaz açıklamasının sonunda şunları kaydetti:

“Yüce Türk milleti

Bu mevzide senin adına tuttuğum nöbetim sona erdi. Bu mevzide bulunduğum müddetçe daima senin menfaatlerini düşündüm ve kavganı verdim. Şimdiye kadar bu uğurda verdiğim mücadelem, Allah ömür verdiği müddetçe kesintisiz devam edecektir. Bunun için bütün meşru vasıtaları sonuna kadar kullandım ve kullanacağım. Bu vazifenin gereğini elimden geldiğince yerine getirmek için zerre kadar tereddüt etmedim ve etmeyeceğim.

Kısa süren siyasi hayatımda Anadolu’nun her yerinden, hiçbir karşılık beklemeden fedakarca çalışan tertemiz insanlar tanıdım. Kısa süren siyaset maceramın tek kazancı ve tesellisi budur.

Ayrıca, siyasi mücadelemde, destek ve yardımlarını esirgemeyen başta ailem olmak üzere bütün dostlarıma büyük bir samimiyetle teşekkür ediyorum...

Hepsinden teker teker helâllik istiyorum. Var olsunlar...

Varlığım Türk varlığına armağan olsun...”

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Henüz yorum eklenmemiştir.
Blok Haber ©2009 - Tüm Hakları Saklıdır, Kaynak Gösterilmeden İçerik kopyalanamaz.
Oluşturma süresi(ms): -1