Türkiye ve Dünya'daki gündem, ekonomi, son dakika, spor ve yaşam dünyasındaki önemli gelişmelerden anında haberdar olmak ister misiniz?
SON DAKİKA

Pabucu dama atılmak

22 Ağustos 2019 Perşembe 22:04
Doc. Dr. Erdal BAY
Türkistan’dan Peygamber efendimizin yanına giden Arslan Baba’nın da aralarında bulunduğu sahabilerin bir gün erzağı tükenir.
Durum Hz. Muhammed (SAV) bildirilir. Peygamber efendimizin duası üzerine Cebrail (A.S.) cennetten bir tabak hurma getirir.
Sahabiler hurmayı yerken tabaktaki hurmalardan biri yere düşer. Cebrail düşen hurmanın “Ahmet” isimli birine ait olduğunu, bu kişinin ümmetin seçkinlerinden olacağını açıklar. Bunun üzerine Peygamber Efendimiz yere düşen hurmayı alır ve bunu “Ahmet” adlı kişiye kimin götüreceğini sorar.
Arslan Baba “ben götürürüm” der.
Rivayete göre çok uzun süre yaşayan Arslan Baba, hurmayı ağzında saklayarak uzun yıllar Hoca Ahmet’i arar. Sonunda yedi yaşlarında olan Hoca Ahmet Yesevi hazretlerini bulur ve emaneti teslim eder…
 Hoca Ahmed Yesevi hazretleri Divan-ı Hikmetinde;
Yedi yaşta Arslan Baba’ya verdim selam,
Hak Mustafa emanetin kılın in’am;
O vakitte bin bir zikrin kıldım tamam,
Nefsim ölüp lamekana aştım işte ” diye anlatır.
 
Hoca Ahmet Yesevi, Arslan Baba’dan aldığı emaneti insanlara aktarmaya başlar.
“Hikmet” der bunlara.
Mansur Ata, Süleyman Ata, Sarı Saltuk gibi Horosan erleri bu “hikmetleri” tüm dünyaya yaymaya çalışır.
Hacı Bektaş Veli, Ahi Evran, Yunus Emre gibi isimler de Yesevi kaynağından beslenir.
 
Yesevilikte en önemli şartlardan biri dergaha mürit olarak gelenlerin iş veya meslek sahibi olmasıdır.Yesevi dergahı günümüzde olduğu gibi işi gücü olmayanların yerleştiği yerler değildir. Dergaha gelen herkesin mutlaka bir işi vardır.  Hikmet ile nasiplenen müritler, daha sonra “uç” olarak tanımlanan gayr-i Müslümler ile Müslümanlar arasında sınır olan yerlere gönderilirdi. bu müritler hem yaptıkları işle hem de sahip oldukları hikmetlerle bu yerlerdeki gayrimüslimlerin Müslüman olmalarında önemli rol oynarlar.
 
Yesevilikle başlayan bu iş ve meslek ahlakı daha sonraları Yesevi dergahlarında yetişen Horasan erlerinden Ahi Evran tarafından Anadolu’da sürdürülür. 
Ahi Evran “Ahilik” teşkilatını kurar.
Ahi, kardeş, eli açık, cömert demek…
Ahi olmak isteyen biri dergaha girince önce şerbet içer, şed kuşanır ve şalvar giyer.
Yiğit, yamak, çırak, kalfa, usta, Ahi, Halife, Şeyh ve Şeyh-ül Meşay olarak gelişimini sürdürür.
Yiğit olarak başlayan genç, gündüzleri ustalık öğrenirken akşamları ise Ahi dergahında okuma yazma vb eğitimler alır. kısacası hikmet binası oluştururlar. 
Vefâ, doğruluk, emniyet, cömertlik, tevazu, affedici olma ve tövbe gibi özellikleri kazanır.
 
Özellikle hileli davranışlar meslekten atılma sebebidir.
Halktan birisi bir esnafla sorun yaşarsa ahi dergahına o esnafı şikayet eder. Esnaf suçlu bulunduğu takdirde, o kişi camideyken ayakkabısı caminin tavanına atılır. Dışarı çıkıp ayakkabısını arayan esnafı gören halk ise bu kişinin hatalı davranışı olduğunu anlar ve o kişiyle alışverişi keser. Başka bir rivayete göre esnaf şikayet üzerine dergaha davet edilir. Gerekli değerlendirmelerden sonra esnaf suçlu bulunursa ayakkabısı dama atılır ve esnaf yalın ayak evine gitmek zorunda kalır.
PABUCU DAMA ATILMAK aslında bu olaydır.

Günümüze gelecek olursak…
Ahi şeyhleri günümüzde olsa, meslek grubu fark etmeksizin acaba kaç kişinin pabucu yerinde sağlam, caminin tavanına atılmamış olarak kalırdı.
Neden işimizde artık eskisi kadar iyi değiliz. Hangi meslek olursa olsun neden kimse işinden memnun değil? Neden kimse yapılan işlerden memnun değil? devlet dairesinden esnafına işlerin kalitesinden memnuniyet düzeyimiz nedir?
Neden “ben siftah yaptım, yandaki komşum siftah yapmadı. Ondan alışveriş yapın” diyen rahmetli ustam Mehmet Biroğlu gibi esnaflarımız artık yok.

Mehmet Akif, Avrupa’ya gidip gelince üstat ne var ne yok nasıl Avrupalılar diye sormuşlar. Verdiği harika cevap:
“Dinleri bizim işimiz gibi çürük, işleri de bizim dinimiz gibi sağlam!”
Bizler işimizde acaba nasılız? İşlerimiz dinimiz gibi mi?

Körfez Geçiş Köprüsü’nün halatının kopmasından kendisini sorumlu tutarak 2015 tarihinde Yalova’nın Altınova mezarlığında harakiri yaparak hayatına son veren Japon Mühendis Riyoichi Kıshi son yıllarda işini en iyi yapan kişilerden biridir.
İsinizi iyi yapmazsanız, geldiğiniz yeri ve şartları unutursanız bir gün Pabucunuzu dama atarlar!!!
 Yazımı Martin Luther King ifadaleriyle noktalamak istiyorum.
“Eğer sizden sokakları süpürmeniz istenirse Micheangelo’nun resim yaptığı, Beethoven’ın beste yaptığı veya Shakespeare’in şiir yazdığı gibi süpürün. O kadar güzel süpürün ki, gökteki ve yerdeki herkes durup, burada dünyanın en iyi çöpçüsü yaşıyormuş desin.”
 
İşini iyi yapanlardan olmak ümidiyle…

Erdal BAY (SER HAN)
 
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın diğer makaleleri
  • Eğitimde zaman dilemması5 Eylül 2019 Perşembe 23:05
  • Pabucu dama atılmak22 Ağustos 2019 Perşembe 22:04
  • KURBAN EN SEVDİĞİN ŞEYDEN OLMALI!!!10 Ağustos 2019 Cumartesi 21:19
  • DİLEMMALARIMIZ ve YAŞADIKLARIMIZA İNANMAK30 Mayıs 2019 Perşembe 23:53
  • Teslimiyet ve Susmak5 Mayıs 2019 Pazar 11:49
  • SUSMAYANLAR26 Nisan 2019 Cuma 09:40
  • Berber Adnan'ın duası ve Hatamız30 Mart 2019 Cumartesi 23:54
  • Sanki yedim camisi14 Ocak 2019 Pazartesi 15:09
  • Hesaplaşmak yerine helalleşmek13 Temmuz 2018 Cuma 23:50
  • Yaşamak için ölmek Kazanmak için Kaybetmek12 Temmuz 2018 Perşembe 17:11
  • Pisagor’un rüyası: en büyük ilim…21 Mayıs 2018 Pazartesi 17:05
  • EĞİTİM SİSTEMİMİZ VERTİKAL Mİ? HORİZONTAL MI?3 Nisan 2017 Pazartesi 11:02
  • Blok Haber ©2009 - Tüm Hakları Saklıdır, Kaynak Gösterilmeden İçerik kopyalanamaz.
    Oluşturma süresi(ms): -1