toroslar belediyesi 8 mart
Genel Haber Girişi: 06.05.2020 - 10:30, Güncelleme: 30.10.2020 - 18:29

Pandemi döneminde Kepez’den psikolojik destek

 

Pandemi döneminde Kepez’den psikolojik destek

Kepez Belediyesi, sosyal izolasyon yaşayan vatandaşların kaygı düzeylerini dengelemek, bilgi kirliliği kaynaklı endişeleri gidermek ve psikolojilerin güçlü tutulmasını sağlamak amacıyla, sosyal medya hesaplarından ‘EvBilgiseli’ programı yayınlıyor. Covid-19 pandemisi ile mücadele kapsamında ‘Evde Kal’ çağrısının ardından izolasyon yaşayan vatandaşların endişe ve kaygılarının giderilmesi amacıyla ‘EvBilgiseli’ ile Belediye Sağlık Merkezi Psikoloğu Rüya Acar, evlere konuk oluyor. Kepez Belediyesi’nin sosyal medya hesaplarından düzenli olarak yayınlanan ‘EvBilgiseli’nde; ‘Korona virüs tehlikesi psikolojimizi nasıl etkiledi? Bu kaygı ile nasıl başa çıkabiliriz? Sürekli korona virüs haberi izlemek doğrumu? Korona virüsü çocuklarımıza anlatırken nasıl davranmalıyız? Evde kalma zorunluluğu ve sosyal mesafeyi korumak sizin hayatınızı nasıl etkiledi? Bu durumla nasıl başa çıkabiliriz?’ gibi sorular yanıt buluyor. "Kaygı belirsizlikten beslenmektedir" Korona virüs hakkında merak edilen soruları yanıtlayan Psikolog Rüya Acar, Korona virüsün fiziksel sağlığı etkilediği gibi ruhsal sağlığı da etkilediğini söyledi. Birçok insanda kaygı, korku, endişe, çaresizlik hissi, uyku ve beslenme sorunlarının görüldüğünü belirten Acar, “Öksürüyorum, korona mı oldum? Biraz ateşim çıktı sanki, yoksa bana da mı bulaştı gibi bazı endişelerimiz var. Ayrıca kaygı belirsizlikten beslenmektedir. Henüz tedavisinin bilinmiyor olması, sürecin ne zamana kadar devam edeceğini bilmemek bizi baya kaygılandırıyor. Ancak bu olağan üstü döneme verdiğimiz gayet olağan bir tepki. Çünkü; bu tür kaygının belli bir seviyede olması bizim için normaldir, hatta faydalıdır. Eğer hiç kaygımız olmazsa ne maske takarız, ne elimizi dezenfekte ederiz, ne sokağa çıkma yasağına uyarız. Böylece bizi tehlikeye sokmuş olur. Biz kaygının belli bir oranda bizi koruduğunu düşünüyoruz. Ama daha fazlası da psikolojik bazı durumlara yol açar “dedi. Kaygılar artabilir Sürekli korona virüs haberi izlemenin etkilerini de ‘EvBilgiseli’nde anlatan Acar, “Bilgiyi hangi kaynaktan aldığımız ve ne sıklıkla haberlere maruz kaldığımız çok önemli. Sosyal medyada çok bilgi dolaşıyor. Bazıları söylentiden ibaret, bazıları kulaktan dolma, gerçeği yansıtmayan bilgiler. Sürekli olarak bunlara maruz kalmak bizleri daha da kaygılandırıyor. Yalnızca resmi kaynaklardan takip etmenizi tavsiye ederim. Bunun dışında haberleri tabi ki izlemeliyiz. Gün boyu haber izlemek bize iyi gelmeyecektir. Günde bir iki kez haber kaynaklarını kontrol ederek, gündemden haberdar olmamız yeterli olacak. Gün boyu haberleri izlersek zihnimizin hiç başka bir şeye odaklanmasına izin vermemiş oluruz. Sürekli olarak maruz kalmak kaygımızı artıracaktır.” diye konuştu. Korona virüsün çocuklara nasıl anlatılması gerektiğine de değinen Acar, “Bütün çocuklar zaten korona virüsten haberdarlar. Anne ve babalarından, arkadaşlarından, televizyondan öğrendiler bile. Kafalarında birçok soru olabilir bu soruları sormaları için onlara fırsat tanımalıyız. Korona virüsü konuşulmaması gereken bir tabu haline getirirsek, o zaman kafalarındaki korku daha büyüyecektir. Öncelikle biz sakin kalalım. Biz onlara davranışlarımızla ve aldığımız bilinçli önlemlere örnek olmaya çalışalım. Çocuklarımıza korona virüsü nasıl anlatacağız? Özellikle ana okul ve ilkokul yaşındaki çocuklara şu şekilde anlatabiliriz; Dışarıda bir virüs var. Bu korona virüs. Tıpkı grip gibi. İnsandan insana bulaşıyor ve öksürük, ateş gibi bazı belirtiler var. Doktorlar ve bilim insanları bu virüsü yok etmek için uğraşıyorlar. Peki biz ne yapacağız? Sağlıklı besleneceğiz, hijyenimize dikkat edeceğiz. Ve evde kalmamız gerekiyor. Sen ve biz hepimiz güvendeyiz diyerek açıklayabiliriz“ifadelerini kullandı. “Evde kalma algımızı değiştirmeliyiz” Acar sözlerine şöyle devam etti: “Uzun zamandır bazı alıştığımız alışkanlıklarımız var. Bunları sosyal mesafeye uymak adına değiştirmek zorunda kaldık. Örneğin markete giderken bir arkadaşımla karşılaştığımda, sarılırım. Ancak şimdi aramıza sosyal mesafe koymak zorundayız. Kuaföre gidemiyoruz, bazı insanlar işe gidemiyor, arkadaşlarımızla çıkıp kahve içemiyoruz. Sadece bu sosyal düzendeki değişiklik bile bizi strese sokmakta yeterli. Evde kalma durumunu, bizim nasıl anlamlandırdığımız bize bağlı. Bu dönemi hapis hayatı, dört duvar arasında sıkışıp kaldım, asla dışarı çıkamıyorum gibi kafamızda büyütürsek zaten çok zor olacak. Biz bunu bir fırsat dönemi olarak görelim. Hayatın koşuşturmasından yapmaya fırsat bulamadığımız şeyleri şimdi yapmak için çok büyük bir fırsat var önümüzde algımızı değiştirirsek çok daha kolay olacaktır”
Kepez Belediyesi, sosyal izolasyon yaşayan vatandaşların kaygı düzeylerini dengelemek, bilgi kirliliği kaynaklı endişeleri gidermek ve psikolojilerin güçlü tutulmasını sağlamak amacıyla, sosyal medya hesaplarından ‘EvBilgiseli’ programı yayınlıyor.

Covid-19 pandemisi ile mücadele kapsamında ‘Evde Kal’ çağrısının ardından izolasyon yaşayan vatandaşların endişe ve kaygılarının giderilmesi amacıyla ‘EvBilgiseli’ ile Belediye Sağlık Merkezi Psikoloğu Rüya Acar, evlere konuk oluyor. Kepez Belediyesi’nin sosyal medya hesaplarından düzenli olarak yayınlanan ‘EvBilgiseli’nde; ‘Korona virüs tehlikesi psikolojimizi nasıl etkiledi? Bu kaygı ile nasıl başa çıkabiliriz? Sürekli korona virüs haberi izlemek doğrumu? Korona virüsü çocuklarımıza anlatırken nasıl davranmalıyız? Evde kalma zorunluluğu ve sosyal mesafeyi korumak sizin hayatınızı nasıl etkiledi? Bu durumla nasıl başa çıkabiliriz?’ gibi sorular yanıt buluyor.

"Kaygı belirsizlikten beslenmektedir"
Korona virüs hakkında merak edilen soruları yanıtlayan Psikolog Rüya Acar, Korona virüsün fiziksel sağlığı etkilediği gibi ruhsal sağlığı da etkilediğini söyledi. Birçok insanda kaygı, korku, endişe, çaresizlik hissi, uyku ve beslenme sorunlarının görüldüğünü belirten Acar, “Öksürüyorum, korona mı oldum? Biraz ateşim çıktı sanki, yoksa bana da mı bulaştı gibi bazı endişelerimiz var. Ayrıca kaygı belirsizlikten beslenmektedir. Henüz tedavisinin bilinmiyor olması, sürecin ne zamana kadar devam edeceğini bilmemek bizi baya kaygılandırıyor. Ancak bu olağan üstü döneme verdiğimiz gayet olağan bir tepki. Çünkü; bu tür kaygının belli bir seviyede olması bizim için normaldir, hatta faydalıdır. Eğer hiç kaygımız olmazsa ne maske takarız, ne elimizi dezenfekte ederiz, ne sokağa çıkma yasağına uyarız. Böylece bizi tehlikeye sokmuş olur. Biz kaygının belli bir oranda bizi koruduğunu düşünüyoruz. Ama daha fazlası da psikolojik bazı durumlara yol açar “dedi.

Kaygılar artabilir
Sürekli korona virüs haberi izlemenin etkilerini de ‘EvBilgiseli’nde anlatan Acar, “Bilgiyi hangi kaynaktan aldığımız ve ne sıklıkla haberlere maruz kaldığımız çok önemli. Sosyal medyada çok bilgi dolaşıyor. Bazıları söylentiden ibaret, bazıları kulaktan dolma, gerçeği yansıtmayan bilgiler. Sürekli olarak bunlara maruz kalmak bizleri daha da kaygılandırıyor. Yalnızca resmi kaynaklardan takip etmenizi tavsiye ederim. Bunun dışında haberleri tabi ki izlemeliyiz. Gün boyu haber izlemek bize iyi gelmeyecektir. Günde bir iki kez haber kaynaklarını kontrol ederek, gündemden haberdar olmamız yeterli olacak. Gün boyu haberleri izlersek zihnimizin hiç başka bir şeye odaklanmasına izin vermemiş oluruz. Sürekli olarak maruz kalmak kaygımızı artıracaktır.” diye konuştu.

Korona virüsün çocuklara nasıl anlatılması gerektiğine de değinen Acar, “Bütün çocuklar zaten korona virüsten haberdarlar. Anne ve babalarından, arkadaşlarından, televizyondan öğrendiler bile. Kafalarında birçok soru olabilir bu soruları sormaları için onlara fırsat tanımalıyız. Korona virüsü konuşulmaması gereken bir tabu haline getirirsek, o zaman kafalarındaki korku daha büyüyecektir. Öncelikle biz sakin kalalım. Biz onlara davranışlarımızla ve aldığımız bilinçli önlemlere örnek olmaya çalışalım. Çocuklarımıza korona virüsü nasıl anlatacağız? Özellikle ana okul ve ilkokul yaşındaki çocuklara şu şekilde anlatabiliriz; Dışarıda bir virüs var. Bu korona virüs. Tıpkı grip gibi. İnsandan insana bulaşıyor ve öksürük, ateş gibi bazı belirtiler var. Doktorlar ve bilim insanları bu virüsü yok etmek için uğraşıyorlar. Peki biz ne yapacağız? Sağlıklı besleneceğiz, hijyenimize dikkat edeceğiz. Ve evde kalmamız gerekiyor. Sen ve biz hepimiz güvendeyiz diyerek açıklayabiliriz“ifadelerini kullandı.

“Evde kalma algımızı değiştirmeliyiz”
Acar sözlerine şöyle devam etti:
“Uzun zamandır bazı alıştığımız alışkanlıklarımız var. Bunları sosyal mesafeye uymak adına değiştirmek zorunda kaldık. Örneğin markete giderken bir arkadaşımla karşılaştığımda, sarılırım. Ancak şimdi aramıza sosyal mesafe koymak zorundayız. Kuaföre gidemiyoruz, bazı insanlar işe gidemiyor, arkadaşlarımızla çıkıp kahve içemiyoruz. Sadece bu sosyal düzendeki değişiklik bile bizi strese sokmakta yeterli. Evde kalma durumunu, bizim nasıl anlamlandırdığımız bize bağlı. Bu dönemi hapis hayatı, dört duvar arasında sıkışıp kaldım, asla dışarı çıkamıyorum gibi kafamızda büyütürsek zaten çok zor olacak. Biz bunu bir fırsat dönemi olarak görelim. Hayatın koşuşturmasından yapmaya fırsat bulamadığımız şeyleri şimdi yapmak için çok büyük bir fırsat var önümüzde algımızı değiştirirsek çok daha kolay olacaktır”

Habere ifade bırak !
Habere ait etiket tanımlanmamış.
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve blokhaber.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.